Bunları Biliyor Musunuz?

Akıllı atomlar iş başında! (YENİ RADYONÜKLİD MOLEKÜLER TEDAVİLER)

Nöroendokrin tümörlerde, pankreas ve karaciğer kanserinde uygulanan moleküler tedaviler bir çok kanser hastası için umut oluyor.



Nükleer tıp, teşhise yönelik moleküler görüntüleme yöntemlerinin yanı sıra çeşitli hastalıklarda tedaviler uygulayan bir bilim dalıdır. Tümör biyolojisine yönelik araştırmalar ile tümör gelişimine yol açan genetik sebepler, reseptör ve diğer moleküler mekanizmalar daha iyi anlaşılmaktadır. Bu gelişmeler ile birlikte bir çok kanserde moleküler temelli hedefe yönelik tedaviler geliştirilmekte ve uygulanmaktadır. Bu kapsamda, akıllı atomlar olarak tanımlayabileceğimiz farklı radyonüklidlerin kullanıldığı moleküler görüntüleme ve tedavilerde son yıllarda önemli gelişmeler olmuştur. Çeşitli hastalıklarda yapılan moleküler tedaviler genellikle hastalarda sıkıntı oluşturmayan kolay uygulanabilen tedavilerdir. Bu tedavilerin bazıları ayaktan uygulanır, bazılarında da hastanede günü birlik yatış veya 1-3 günlük yatış olabilir.

NÖRÖENDOKRİN TÜMÖRLERDE LU-177 DOTATE TEDAVİSİ
Nöröendokrin tümörler, geniş bir hastalıklar grubu olup bunların çoğu mide, bağırsak veya pankreastan köken alır. Ayrıca bir çok organ ve dokudan kaynaklanan diğer nöroendokrin tümörler de bulunur. Nöroendokrin tümörlerin yüzeyinde somatostatin olarak bilinen algılayıcı reseptörler bulunur. Çeşitli görüntüleme yöntemlerini takiben yapılan biyopsi ve operasyon patolojilerinin incelenmesi sonucunda nöroendokrin tümör tanısı alan hastaların evrelemesinde Ga-68 Dotate, Ga-68 Dotatoc gibi somatostatin reseptörüne spesifik ileri görüntüleme, pozitron emisyon tomografi (PET) cihazında yapılır. PET ile hastalığın saptanma doğruluğu çok yüksektir ve hastalığın yaygınlığı ve tedavi seçeneklerine ait önemli bilgiler verir. Moleküler tedaviye uygun nöroendokrin tümör hastalarına Lu-177 Dotate tedavisi verilir. Bu tedavi, ülkemizde belirli merkezlerde başarı ile uygulanmaktadır. Lu-177 Dotate tedavisi hastalığın durdurulması ve geriletilmesine önemli katkı sağlayabilmektedir. Lu- 177 Dotate tedavisi bazen diğer ilaçlarla birlikte uygulanabilir. Bu tedavide hastaya uygulanacak doz belirlendikten hastaya spesifik üretilir. Tedavi radyasyon korumalı özel odada uygulanır. İlaç, damar yolu ile yavaş infüzyon şeklinde otuz dakikada verilir. Böbrek koruyucu bazı ilaçlar radyoaktif ilaçtan otuz dakika öncesinden başlar ve 4 saat sonrasına kadar damar ile yolu serum içinde verilir. Bulantı giderici ilaçlar ve yan etki önleyici ilaçlar ek olarak uygulanır. Tedaviden sonraki günlerde SPECT/BT ile ilacın dağımını değerlendiren tüm vücut sintigrafik görüntüleme yapılır. Hastalar tedaviyi genellikle çok iyi tolere eder, bazen bulantı kusma olabilir. Uzun dönemde, kan tablosunda hafif bozulma, hafif böbrek hasarı oluşabilir. Saç dökülmesi geçici olarak görülebilir. Lu-177 Dotate tedavisi hastanın durumu ve özelliklerine göre şekillendirilir, genellikle ortalama 2 ay aralıklar ile 4 kür olarak uygulanır. Bu kürlerin arasında tedavi cevabını değerlendiren FDG PET, Ga-68 Dotate PET gibi ileri görüntülemelere başvurulur. Yaklaşık olarak hastaların % 65-70’inde tedaviye yanıt alınır. Lu-177 Dotate tedavisi alan hastalar, ortalama 2 gün hastanede kalır. Uygulanan radyoaktif ilacın önemli bir kısmı idrarla atılır. İlacın çoğu hastanede iken idrarla atılmakla birlikte hastaların taburcu olduktan sonra evde, 4-5 gün ayrı tuvalet kullanmaları veya sifona 2 kez basmaları, ellerini iyi yıkamaları, bir hafta süre ile çocuk ve hamilelere yaklaşmamaları önerilir.

PROSTAT KANSERİNDE LU-177 PSMA TEDAVİSİ
Ülkemizde prostat kanseri erkeklerde en sık görülen ikinci kanserdir. Prostat kanserinin tanı ve takip amacı ile görüntülemesinde MR sık kullanılır. Son yıllarda, Ga-68’in prostat spesifik membran antijeni (PSMA) ile bağlanması moleküler görüntüleme alanında önemli bir başarıdır. PSMA, prostat kanserli hücrelerde görülen bir hücre zarı proteinidir. Reseptör temelli spesifik bir görüntüleme olan Ga-68 PSMA PET, 1 cm’den bile küçük tümör odaklarının belirlenmesinde çok başarılıdır. Prostat bezinde, prostat komşuluğunda ve vücudun diğer bölgelerinde yumuşak doku ve kemiklerde yayılımı gösterir. Bu görüntülemenin yüzde 90’ın üzerinde doğrulukta olduğu ve prostat kanseri tarama ve takibinde kanda ölçülen PSA kan testinden daha hassas olduğu saptanmıştır. Yeni tanı konulan prostat kanserli hastalarda, cerrahi, radyoterapi ve çeşitli ilaçlar kullanılmaktadır. Bu tedaviler hastanın yaşı, hastalığın yaygınlığı, tümörün özelliklerine göre şekillendirilir. Prostat kanserlerinin bir kısmı başlangıçta veya takipte daha saldırgan seyir gösterebilir ve klasik tedavilere, hormanal tedaviye yeterli cevap vermeyebilir. Bu grup hastalarda Ga- 68 PSMA ile tümör odakları belirlendikten sonra Lu-177 PSMA ile tedavi yapılır. Lu- 177 PSMA beta ışıması ile tedavi etkinliğini gösterir. Bu tedavi uygulaması Avrupa’da olduğu gibi ülkemizde de yenidir. Tedavi hastaya göre şekillendirilir. Genellikle 2,5-3 ay aralıklar ile 4 kür şeklinde kol damarı yolu ile verilir. Tedavi uygulanan hastalar ortalama 2 gün hastanede kalır. Tedaviden sonraki günlerde SPECT/BT ile ilacın dağımını değerlendiren sintigrafik görüntüler alınır. Tedaviye ait yan etkiler yukarıda anlatılan Lu-177 Dotate tedavisi ile benzer olup taburcu olan hastaların evde alacağı önlemler de yukarıda belirtildiği gibidir. Kürler arasında tedavi cevabı değerlendirmesinde Ga-68 PSMA PET yapılabilir. Hastaların önemli bölümünde tedavi sonrası PSA değerlerinde azalma görülmekte, metastaz odaklarında gerileme, hastanın genel durumunda düzelme, ağrılarında iyileşme izlenmektedir.

RADYUM 223 (XOFİGO) TEDAVİSİ
Prostat kanseri sıklıkla kemiğe metastaz yapmaktadır. Yaygın kemik metastazı olan hastaların tedavisinde kullanılan Radyum 223 (Xofigo) yeni bir tedavi yöntemidir. Damar yolu ile uygulanan ilaç kemik metastaz odaklarında tutulur ve alfa radyasyonu ile etkisini gösterir. Hormonal tedaviye dirençli ve diğer tedaviler ile fayda sağlanamayan, kemik yayılımı olan hastalarda yaşam süresini uzatır. Hastaların kemik ağrılarında belirgin azalma ve PSA kan seviyelerinde önemli düşme, günlük aktivitelerinde iyileşme izlenmektedir. Hastanede yatmaya gerek yoktur. Tedavi genellikle bir ay ara ile 6 kez kürler şeklinde uygulanmaktadır. Hastaların önemli bir bölümünde ağrı kesici kullanımında azalma görülebilmektedir. Kemik iliğinde oluşturduğu yan etki ile hastaların kan değerlerinde azalma görülebilir.

RADYOEMBOLİZASYON TEDAVİSİ (RADYOAKTİF MİKROKÜRE TEDAVİSİ)
Karaciğer kanserleri, karaciğerin kendisinden köken alan primer kanserler (hepatosellüler karsinom ve intrahepatik kolanjiokarsinom) veya başka organlardan karaciğere yayılan metastatik kanserler olabilir. Metastatik kanserler başlıca bağırsak, meme ve nöroendokrin kanserlerin karaciğere yayılımı ile oluşur. Karaciğer kanserlerinde cerrahi ilk düşünülen tedavi seçeneği olmakla birlikte farklı diğer tedavi seçenekleri de bulunmaktadır. Bu tedaviler tümörün yaygınlığı, tipi, hastanın yaşı, genel durumu ve diğer özelliklerine göre belirlenir. Radyoembolizasyon olarak bilinen Yttrium-90 (Y-90) mikroküre tedavisi seçilmiş hastalarda iyi sonuç verebilen bir tedavi yöntemidir. Y-90 mikroküreler gerekli ön değerlendirmeler ve doz hesaplamaları yapıldıktan sonra hastaya özel sipariş ile temin edilir. Yttrium-90 (Y-90) mikroküre kasıktan yapılan anjiografi ile karaciğerin damarından (hepatik arter) tümörü besleyen damarlara selektif olarak enjekte edilir. Y-90’nın beta ışıması ile tümörde, nekroz (harabiyet) sağlanır.